Koltukta sırt üstü yatmış, başınızı koltuğun kenarından aşağıya doksan derecelik açı yapacak şekilde sarkıtmış halde dakikalarca durduğunuz, tavanı zemin yapıp yürüdüğünüz oldu mu hiç çocukken?... Benim oldu... Keşfetmekten sevinç duyduğum ve başka boyutlarda gezinti yapar gibi olduğum zamanlardı... Karşıma bir kapı çıktığında tavanla kapının pervazı arasındaki yüksekliği bir hamlede sıçrayıp geçerdim. Kurduğun düşler içinde karşılaşabileceğin engeller için, önce bir sıçrama yapmak ve olan bitene doğallıkla tersinden bakmak işten bile değildi çocukken. Çocukluğunuza geri dönün arada, unuttuğunuz ne çok şeyi söyleyecek, öğretecek size yeniden...
Bu sabah...
Uyanıp öylece tavana diktiğimde gözümü aklıma geldi bu oyun ve birden kendimi yatağın ayak ucunda başımı geriye sarkıtmış halde buldum. Yürüdüm... Zeminden yukarı doğru uzayan lambaya dokunup etrafında şöyle bir döndüm. Sonra kapıya geldim ve çok daha kolayca sıçradım eşikten, çünkü boyum daha uzun. Kurduğun düşler içinde seni tutan iç engeller var bu vakitlerde de biliyorum. Ama yine sıçramayla başlamak gerek önce. Sonra da hangi yoldan gideceğini seçmek... Alice'nin tavşanı sözü aldı tam burada "Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yok." dedi bilgece. Düş sokaklarında içsesler duyuluyor dedim her halde...
Cevapladım; "Elbette!" ...
Cevapladım; "Elbette!" ...
Sonra bir heves karıştım güne ... Bir yandan sesime ciddi bir ton verip söyleniyordum kendime; "Düşleri gerçek yapmanın, yüreğinde tutuşturduğun ve kendine borçlu olduğun şeyden başka bir şey olmadığını hatırla!" diye....

Ah, ah!!! Bilmem mi bu oyunu! En sevdiğim oyundu çocukken. Enteresan! Yalnız benim oyunum sanırdım onu. Bak oyunumuz da benzermiş dostum :)
YanıtlaSilNe güzeldi hayalî ama gözle görülebilen bir dünya yaratmak, dünyaya başka bir boyuttan bakmak. Hala daha aynı zevki verir başka açılardan bakmak gerçeklere... Yaşasın düşlerimiz! Yaşasın düşsesimiz!!!
oku oku bir daha oku,süper
YanıtlaSilMutlu olmak için birçok engelden biride içinde bulunduğumuz topluluk, çünkü başkaları ne der ne düşünür diye kendimizi mutlu edecek birçok şeyi onlar yüzünden yapmıyoruz... Serhat Açıkgöz
YanıtlaSilYeni düşaünceler, yeni duygular ve yeni hayatlvr..
YanıtlaSilCanım Dostum Gyuli'm...Severiz biz kendi yarattığımız düşlerimizle oynamayı...ve şaşırmayız yaşama karışma noktasındaki aynılıklarımıza da her daim...
YanıtlaSilNe güzel! okuyun, okuyun, bir daha okuyun, ben de yazayım,yazayım, bir daha yazayım...
Sevgili Serhat,belki de dışımızda var olan bizden bağımsız engeller sebebiyle mutsuz olmayı düşünmek çok daha acıtıcı değil mi?... aslında herşeyin sebebi kendimiziz...bunu bilirsek, ortadan kaldırmayı da seçebiliriz... ve sadece kendimize ait olanı değiştirmek çok da kolay olsa gerek...Ama bir parça sancılı...
Ve yeni farkedişler, yeni anlatışlar, yeni
paylaşımlar, yeni sürprizler, yeni hikayeler
vs vs vs...
"Nereye gideceğini bilebilmek" meselesi.. ne kadar da temel ve önemli bir olgu! "Farkındalık"la başlıyor değil mi herşey; "yüreğimizde oluşturup ta kendi özümüze borçlu olduğumuz şeyler"in farkındalığı ile :)
YanıtlaSilİçten anlatımın ve bu farkındalıklı, güzel dokunuşun için teşekkürler sevgili Nurhayat...
Ben teşekkür ederim sevgili Serdar... Ne güzel yorumlamışsın.Sevgiler...
YanıtlaSil