27 Ağustos 2013 Salı

bir şarkı...





bir şarkı duyarsın bir ağustos akşamı evinden çok uzakta;
öyle bir yerlerden çalınır kulağına
beklemediğin bir anda...

ömrünün geçmiş günlerini temize çekme vaktindesindir sen tam da... 
karakutuda ne varsa bir bir çıkartıyorsundur;
 tozlarını üfürüyor,  
şöyle bir elden geçiriyorsundur...

bazılarını bakıp bakıp geri bırakırsın o kutuya...
bazılarına dokunur dokunmaz bırakırsın karanlığına...

bazısından ise
unutmazsın af dilemeyi;
"bilememişim yaşarken ne hissettiğimi
  gençliğime ver hadi gel!" deyip
 alırsın belleğinin en ışıklı noktasına...

    neler neler çıkar ah o kutudan şaşırırsın:
 şarkılar
mektuplar
kasetler ve resimler
bir not kimya defterinin arasında
el yazısıyla yazılmış şairlerinin dizeleri
      öylesine söylenmiş bir cümle
bir bakış
bir an
bir kitap
bir yolculuk bileti ve bir film karesi
vs. vs. vs.

işte o şarkı*
 nasıl da kafanın içinde çalar durur şimdi...
özlemenin en yakıcı hali olan
o özlediğini çoktan geçmişe teslim etmiş olmak hissi nasıl da kaplar kalbini
 az biraz hasta hissettirir kendini...

kabahat şarkıda değil aslında da
bunun müsebbibi; 
ilk kalp sancısının keşkelere denk düşmesi...



* https://www.youtube.com/watch?v=iATLhq5TrzE

1 yorum:

  1. ...özlemenin en yakıcı hali...

    ( Geçmişi düşündükçe bogazımda bir dügüm olur hep, yutkunamam. Hele o 80 lerin şarkıları, duyunca gözlerim de dolar ,maziye dalarım...)

    Defalarca okudum satırlarınızı,her cümlenin içinde kendimden birşeyler buldum ,biraz hüzünlendim biraz gülümsedim.
    Bizim kuşagın hislerine kaleminizle tercüman olmuşsunuz agzınıza kaleminize saglık..







    YanıtlaSil