30 Temmuz 2014 Çarşamba

DOSTÇUĞUM için...









Biz bir sevdik mi; kendimizden cayarız da 
birbirimizi candan ötede bırakmayız.
Bir sevindik mi hücrelerimizle coşarız da 
küçük bir mut parçasını dahi ıskalamayız
Böyle böyle; 
yollar, yolculuklar, dostlar, dostluklar biriktirip gönlümüzün denizinde
Yılları bir durdurup, bir koşarak devirdik; 
ruhumuzda genç bir aşkla dünyayı kucakladık...
Düş bahçelerimiz oldu sığınak; 
ağaçlarına salıncaklar kurup, dallarına fenerler astık,
Yabancı rüzgarlardan kaçtık da 
kendi bahçemizin gölgesinde ışığında konakladık...
Parklarda mı oturmadık bir onulmaz acıyı bölüşüp gözümüzün yaşıyla; 
Yollarda mı yürümedik kalbimiz avucumuzda; gözlerimiz uzaklarda...
Biz bir bildik mi, dostun gözünün dilinden biliriz 
olanı biteni kalanı gideni kalbinde; 
O dost ki pembe beyaz güller açar sesinin tınısında 
didaktik söylemlerinde bile... 
Biz bulduk mu kitaplarda buluruz birbirimizi, 
şiirlerle sarıp sarmalarız kederimizi...
Okumalarla yetinmeyiz de, 
benliğimizde taşırız Mevlâna'yı, Tebrizli Şems'i...
En sırlı aynaları tutup birbirimize 
çoğala çoğala yürürüz Kaf Dağı'na giden vadilerde...
Bir flanör düşüncenin peşinde oluruz kimi zaman, 
bilinmedik adresler elimizde...
Habersiz bırakmayız hiç dostun halinden,  
gün akşama dönmeden daha ulaşır bir ses,bir cümle...
Bir düştük mü korkmayız hiç 
dostun eli sımsıkı tutar da, bin kalkarız ayağa her seferinde...
Ve dünya döndükçe 
ömrümüz yettikçe; 
dostçuğum diyecek dilimiz o en son güne dek biliriz
Aramaktan yılmadan o en güzeli her neredeyse; 
barışın ve aşkın izini süreceğiz.... 




Bu şiirim Canım Dostçuğum Gül Hürel'e hediyemdir...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder