Biz bir sevdik mi; kendimizden cayarız da
birbirimizi candan ötede bırakmayız.
Bir sevindik mi hücrelerimizle coşarız da
küçük bir mut parçasını dahi ıskalamayız
Böyle böyle;
yollar, yolculuklar, dostlar, dostluklar biriktirip gönlümüzün denizinde
Yılları bir durdurup, bir koşarak devirdik;
ruhumuzda genç bir aşkla dünyayı kucakladık...
Düş bahçelerimiz oldu sığınak;
ağaçlarına salıncaklar kurup, dallarına fenerler astık,
Yabancı rüzgarlardan kaçtık da
kendi bahçemizin gölgesinde ışığında konakladık...
Parklarda mı oturmadık bir onulmaz acıyı bölüşüp gözümüzün yaşıyla;
Yollarda mı yürümedik kalbimiz avucumuzda; gözlerimiz uzaklarda...
Biz bir bildik mi, dostun gözünün dilinden biliriz
olanı biteni kalanı gideni kalbinde;
O dost ki pembe beyaz güller açar sesinin tınısında
didaktik söylemlerinde bile...
Biz bulduk mu kitaplarda buluruz birbirimizi,
şiirlerle sarıp sarmalarız kederimizi...
Okumalarla yetinmeyiz de,
benliğimizde taşırız Mevlâna'yı, Tebrizli Şems'i...
En sırlı aynaları tutup birbirimize
çoğala çoğala yürürüz Kaf Dağı'na giden vadilerde...
Bir flanör düşüncenin peşinde oluruz kimi zaman,
bilinmedik adresler elimizde...
Habersiz bırakmayız hiç dostun halinden,
gün akşama dönmeden daha ulaşır bir ses,bir cümle...
Bir düştük mü korkmayız hiç
dostun eli sımsıkı tutar da, bin kalkarız ayağa her seferinde...
Ve dünya döndükçe
ömrümüz yettikçe;
dostçuğum diyecek dilimiz o en son güne dek biliriz
Aramaktan yılmadan o en güzeli her neredeyse;
barışın ve aşkın izini süreceğiz....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder