27 Mart 2012 Salı

SAHİP-KIRAN*







Dalgakıranları ömrümün; 
sevdiklerim, sevildiklerim, vazgeçemediklerim,
 ve dahi kalbimde tutmaktan yorgun düştüklerim… 
Yine de dalgaların yıpratıcı etkisinden koruyan beni; 
fırtınaya, rüzgâra direncimi arttıran… 
Üzerinde sevinçlerle hüzünler 
siyahlarla beyazlar;
martılarla karabataklar misâli 
bir konup bir  havalansa da dalgakıranlarım sağlam dururlar...
 ki ben mavisi ışıklı da olsa dalgalı denizim çoğu zaman 
aşar boyumu kendi dalgalarım… 
Dingin göründüğümde bile, yakamozlar kıpırdıyorken suretimde 
derinlerde vardır dip akıntıları;
 ruhum salınır umarsızca, 
ayaklarımın altından kayıverir kum misali... 
ki bilirim de aslında o dipler olmasa ben ben değilim.
 Suyun öteki yüzü;
uzaktan baktığım, 
yaklaşmaktan korktuğum ki cesurumdur esasen de 
cesaret ne getirdi bana yaşamalarımda bir durur düşünürüm arada...
Evet; daha bir yaklaştırdı dalgakıranlarıma…
Bilirim; uzaklarda da devinen bir hayat var… 
Evler var, sokaklar var; evlerde yaşlanan, evlere sığmayan insanlar var; 
evlerden sokaklara taşan, 
sokaklara sığamayan insanlar var… 
Caddelerde bulan kendini ama eninde sonunda yönü evine doğru insanlar…
Ve kapattığında kapını o şahane yalnızlık duygusu… 
Dışarıdaki hayatın farkındalığı, 
denizli bir semtin kucaklayışı ve uçsuz bucaksız denizinin sevgili dalgakıranları..
Bu yalnızlık ne güzel! 
Bu yalnızlık iyidir bana; 
dalgakıranlarımla korunan kalbimin  
sahipkıranı benim...
ki ben bu hükümdarlığın kıymetini iyi bilirim!

Vapurda martılara daldığım bir karşı kıyıya geçişte yazdığım bu yazım; tüm dostlarıma hediyem olsun... 

*Sahipkıran: Güçlü ve üstün hükümdar. (TDK Sözlüğü)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder