20 Mart 2012 Salı

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNEM!

Küçücüğüm, okuldan eve dönüyorum;
gün boyu an be an neler olup bittiğini anlatıyorum anneme.
Hiç bana "sonra anlat işim var" demiyor,
hem işlerini yapıyor hem beni dinliyor dikkatle.
Ben onun peşinde seğirtip duruyorum evin içinde hoplaya zıplaya.
Onun yüzünde hep bir gülümseme.
Arada dönüp bana "civcivim" diyor peşinden ayrılmayışıma gülümseyerek yine.
Ne de mutluyum;
 dünyanın en önemli meselelerini anlatıyormuşum gibiyim.
Biraz daha büyüyorum,
Mideme kramplar giren bişeyler hissediyorum,
Soruyorum" anne aşık olmak nasıl bir şeydir?
Nasıl anlar insan aşık olduğunu?" diye.
Öyle güzel gülümsüyor ki yine;
"sabah uyandığında ilk aklına o gelir,
gece uyumadan önce en son hatırladığın onun yüzüdür...
böyle bişeydir aşık olmak" diyor.
Yıllarca geçerliliğini koruyacak bir aşk testi armağan ediyor bana iki cümleyle.
Ben ondan öğreniyorum aşkı;
babama her bakışından,
onyedi yaşında yaşadığından bambaşka bir hayata yüreklice atılışındaki sevdalı hikayesinden
ve ömrüm boyunca ondan gördüğüm;
sevginin olmazsa olmazının
saygı, hoşgörü ve güvende gizil olduğunu söyleyen
hep ışıl ışıl yeşil gözlerinden... 
Ondan öğreniyorum "hoşgörü denizi" olabilmeyi.
Ondan görüyorum;
birini olduğu gibi kabul edebilmeyi.
Ondan biliyorum; sevdiğin herkesi kalbinin içinde taşıyabilmeyi.
Eşine çocuklarına damatlarına gelinine kardeşlerine yeğenlerine torunlarına
her birinin
tarafından en çok sevildiği duygusunu hissettirecek kadar
sevgisini sakınmadan sunabilme yeteğine  
hayran oluyorum...
Ne de mutluyum;
dünyanın tüm sırrına sahip olmuş gibiyim ona  her bakışımda...

Anneyim 15 yıldır,
oğlum okuldan geliyor,
mutfak tezgahının üstüne oturup hatta;
anlatıyor olan biteni susmadan.
Dinliyorum,
hiç" sonra anlat" demiyorum dinliyorum,
hep gülümseyerek hep can kulağı ile.
Ne de mutluyum;
dünyanın en önemli meselelerini dinliyormuşum gibiyim
doğallıkla; annemden yaşadığımı içselleştirdiğim üzere..
 
Yine bazı okul çıkışları ya da öğle tatilleri anneme gidiyorum,
yine her bir şeyi ona anlatıyorum.
Mutfakta o bir şeyler hazırlıyor ben ona anlatıp duruyorum,
arada utanıp yardım etmeye koyuluyorum sonra dalıp yine anlatıyorum.
Onun geniş yüreğine sığınıyorum.
Onun abartısız, öyle söylemelerle değil;
bakışlarla, gülümseyişlerle yüklü sevgisinde dinleniyorum.
Oğlumun anlatışlarını da araya serpiştiriyorum.
Meselâ anneannesinin halâ ne kadar genç olduğunu söylediğini,
"Kalbin yansıyor yüzüne, çok güzelsin, hiç yaşlanmayacaksın!" diyorum.
O melek varlığıyla gururlanıyorum.
Aldığım her kararda ruhuyla yanımda oluşuyla güç buluyorum,
Yaşadığım her olayda kalbiyle benimle oluşuyla güven duyuyorum.
Karşılaştığım her sıkıntıda
dualarıyla koruyan kollayan varlığıyla 
her şeyin üstesinden geliyorum.

Ne de mutluyum;
En önemli meseleyi;
sevgiyi karşılık beklemeden vermenin eşsizliğini
annemden öğrendim;
Ve şu hayatta en iyi bunu biliyormuşum gibiyim.




Bu yazı ismiyle* müsemma Canım annem Münire Uçar'a hediyemdir. (Aslında tüm yazılarım annemle babama hediyemdir...)
Yeni yaşın kutlu olsun annem;
sağlıkla huzurla sevdayla, hep birlikte güpgüzel yıllara... 

*Münire; nurlandıran, ışıklandıran.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder