7 Nisan 2012 Cumartesi

"Her zaman böyle olur; Rüzgâr toz bulutları bırakır giderken"*


Her sabah açarız gözümüzü yeni güne;
bir önceki günün tecrübeleriyle, kazanımlarıyla.
Bir gün önce inandıklarımızla.
Yirmi dört saat önce güvendiklerimizle.
Doğru bildiklerimizle, bildiğimizi sandığımız yanlışlarla.

Ruhunda iyilik olanlar inanırlar ki;
insan doğası hep iyi olana meyletmektedir.
İnsan olmak iyi olmakla eşitliktedir.
Varsa kötülük bir yerde
başka bir şey karışmıştır o ruha, o dokuya, o renge...

Hiddet ve şiddetle sorunları çözeceklerini sananlar var bir de.
Yüksek sesin
yüksek ruha denk düştüğü açmazlığında debelenip duranlar,
başkasını yok sayarak var oluşunu kutsayanlar;
annelere, eşlere, kardeşlere, ebelere söven
sözümona er kişiler!

Nasıl bir his doluyor acaba kalbinize?!
Nasıl bir hisle doluyorsunuz da
bu dolmayla doyuyorsunuz da
ve bu doymaklık nasıl bir tat bırakıyor ki ağzınızda da
tadı damağınızda kalıp tekrar tekrar aynı besinle besleniyorsunuz?!...

Toz bulutusunuz sadece...
Ve toz bulutunu solursa insan ciğerini yakar;
toz dağılır geçer de ağrısı, tortusu, zerreleri kalır geride.
Her nefes alışınızda takılır soluk borunuza sonra,
öksürerek atmaya çalışırsınız; doğal refleks...
Ama canınızı acıtır...
Size ait olmayan o zerreler ne kadar çoksa, her nefes alışınızda 
sizi nasıl da nefes aldığınıza pişman ederler...
Lâkin;
 eninde sonunda
ve dahi hepi topu
tozdurlar!
Ve zaten onlar her zaman toz olurlar...





* Başlık, Afşar Timuçin'in "Geçen Zamanın Türküsü" şiirinden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder